Köşe Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Köşe Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 İris' in Ölümü

24 Haziran 2015



 Sebep her ne olursa olsun... Didem Madak okumalı çokça!


İris'in Ölümü mesela;



''Bugün kalbimi eski bir plak gibi
öyle çok tersine çevirdim ki

bazı şarkılar vardır
cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
o zaman bir yavru yengece bakan
insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı

bazı şarkılar vardır
ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır
işte o ellerimle herkese
çamurlu şiirler uzatsaydım
hepsi çok kirli olsaydı tanrım

bazı şarkılar vardır
kırmızı akşamsefalarını anlatır
karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını
komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını
geceyi onlar bahçeye taşırdı
ben ne zaman öleceğim tanrım
sabah olunca mı
keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım
irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi
ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi
şu odanın ortasında dursam
saat kuleleri dökülürdü dallarımdan tanrım
artık sarı yaprakların ölü olduğuna inanmıyorum

bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydı

herkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım.''
Didem Madak

devamını oku »

1 Şimdi Gitmeli ; Ama....

2 Haziran 2015


Bir acının üstünü başka bir acıdan -daha büyük bir acıdan- başka bir şey örtemezmiş... Anladım! Zaten bu hayat anlamak istemediğimiz ne varsa canımızı yaka yaka anlatmıyor mu? En garibi; acının üstüne bile bile yürüyor olmamız sanırım. Birgün mutlaka biteceğini bildiğimiz bir yolda yürümeye başlamamak yerine tam tersini yapıyoruz; koşar adım ilerliyoruz! O an canımızın yanıp yanmaması umrumuzda olmuyor, ellerini tuttuğumuz aşkın yaşattığı o muhteşem hislerle...

Ama biliyoruz birgün ayrılmak zorunda kalacak o eller ve göz açıp kapayıncaya kadar gelinecek yolun sonuna. Canımız yanacak; hem de çok! Diğer acımızın üstünü çok taze bir acıyla örtmüş olacağız böylelikle.

En başa döneceğiz... Dönerken kalmayacak gücümüz, güç alabileceğimiz o el de olmayacak yanımızda. Yapayalnız ve yenik düşerek bir aşka daha ve artık ''Neden?'' diye sormaya bile kalmamışken mecalimiz; teslimiyet duygusuyla geri yürüyeceğiz geçip gittiğimiz o yolu. Ve teslim olacağız.... Neye olduğunu bilmeden!

Ya da söylediği gibi Nazan'ın;

''Şimdi gitmeli.... Ama ölmeli !'' yiz.





devamını oku »

0 Kader...Seni de Keder Yaptı Yüreğime!

28 Nisan 2015




Kader dedikleri şey; her zaman kocaman kederler koyup gitti avuçlarıma! Ben anlayamadım gitti bu düzeni,şansı,kaderi... Hatta var olmamı gerektirecek sebebi...?

Öyle anlamsız geliyor ki herşey! Mutlu olsam,bir kez olsun olmak istediğim o anda kalabilsem,tam mutluyum dediğimde o acı tokatını çarpıp suratıma;bırakmasa beni o derin kederin içine ve hesapsızca sevebilsem seni..doyasıya! Olmasa şartlar,insanlar,sözler,bakışlar,yasaklar... İlla olacaksa onlar; ben hiç var olmamış olsam! 

Bahar gelmişçesine yeniden canlanmışken; solup kuruyan ve  o kader denilen şeyin ezdiği,ezip geçtiği bir çiçeğim şimdi... 

Demem o ki; yüreğime yine sonbahar geldi !

Şimdi nasıl ve neden alışacağımı bilmeden kaybolup gideceğim; bu vedayı da koyup koynuma.Acılar biriktirmekten yorgun düşen bu yüreğim,şimdi bir vedayı daha acı bilip saklayacak en derine... O çok sevdiğim şairin de söylediği gibi; ''Bu şehirde sen varsın,ben varım ama biz yokuz! '' artık.

Nasıl da usta olmuş yüreğim vedalar hususunda...Nasıl da anlar olmuşum o bakışların son bakış olduğunu,nasıl da anlamış ezilmiş içim ve ne gariptir; hissetmişim gideceğini! 

.................................

Evet koca,yalan dünya...sen kazandın! Ben ''Daha kötü ne olabilir,daha ne yakabilir canımı?'' dedikçe sen daha fazlasını yaşattın acıya dair ne varsa...Madem kavuşmak yoktu sonunda,neden çıkardın ki karşıma? Neden doyamadın gitti zehrini akıtmaya!?

Bir sevdaya daha yazık oldu şimdi! Hadi gelsin de alsın  kader, avucumdaki o koca kederi !

Ve birgün, bir başkası tuttuğunda o çok sevdiğim ellerini...ne olur yaşatma bana kalan günlerimi!













devamını oku »

0 Unutma Beni ...

21 Nisan 2015

Avuçlarım kanıyor sevgilim; tıpkı düşlerim gibi.... Nasıl hevessiz nasıl öylesine yaşıyorum bilemezsin!Söylesem duyamaz,çağırsam gelemezsin.Yokluk denilen bu kahrediş öyle yakar ki canımı;geriye nasıl kalır böyle sağlam,aklım almaz!Sayılı dedikleri şu nefesleri sayarım sayarım bitmez....

Günler hiç aydınlanmaz gönlümün kıyısında,geceler bilirim ben yalnızca; o son bakışından bu yana.Geceler bilirim kahkahalarla geçirdiğim her günün sonunda gizlice yastığımı ıslatan,geceler bilirim kabuslarla soluk soluğa kaldığım ve geceler bilirim;sabahları sana uyanamadığım!

Ömrümün en deli,ömrümün en güzel,ömrümün en aşk dolu zamanlarını koyar bavula,terk ederim bu şehri,o ıslak gecelerden birinde...Bütün gemileri yaktığımı sanar da herkes,bilemezler yakılıp yıkılan gönlümün enkazının,gemilerden ağır olduğunu!

 Şimdi çalan şu şarkıyı bilirim bir de; bana bıraktığın....

''Bitmek bilmez kapkaranlık geceler boyunca
  Unutma beni,unutama beni
  Ayrılığın acısını kalbinde duyunca
  Unutma beni,unutama beni
  Sevişirken,öpüşürken,yapayalnız dolaşırken,unutmaya çalışırken...
  Unutama beni....unutama beni ! ''

Belli ki bilerek gittin yaşayacağım ne varsa, belli ki o son bakış bu yüzden yaktı canımı söküp alırcasına, belli ki bu yüzden hiç unutamayacak kadar sevdirdin kendini; asla unutmak istemeyecek kadar! 

Öyleyse... Sen de unutma; unutama beni !


                             


devamını oku »

0 Uzanamaz Sana Elim...

18 Nisan 2015

Sevinçten bile olsa ağlamana dayanamazken ben...nasıl da incitir,ağlatırlar seni sevdiğim? Canım yanar da yanar böyle zamanlarda. Gitti...Unuttu...Bitti deme sakın,yanarım! Bilirsin gezegenler bile olsa aramızda;yine sever,yine izler,yine doyamaz,yine kıyamam sana... 

Sormadılar sevgilim... Yoksa canımı çekip alsınlar,beni senden koparsınlar ister miydim ben? Karanlıklara koyup gittim seni biliyorum,burda her taraf aydınlık ama yüreğim katran karası gecelere gebe senden uzakta. 

Şimdi açmış dinliyorsun yine o şarkıyı...biliyorum canını nasıl yaktığını bütün şarkıların!Yalvarırım sesin öyle yorgun çıkmasın,bakmasın gözlerin öyle dargın öyle bıkkın. 

Ah uzanabilse sana elim, değse gözlerim yine gözlerine, son bir şans verseler sevgilim...son defa sarılsam da sana öyle ölsem! Ölsem dediğin her anın üstünü çizsem ve sana cennet bahçelerinden çiçekler getirsem... 







devamını oku »

0 Gel...Baharlar Gelsin Ömrüme

16 Nisan 2015

 Ah şu sesinde bahar çiçekleri açtıran adam... Gel,huzur bulsun dokunduğun her taraf! Ve susma sakın,solmasın ömrümün en güzel bahar çiçekleri...............



devamını oku »

3 Onca Şeyden Sonra...

15 Nisan 2015

Yaşanan onca şeyin ardından bir vedaya hazırlanıyorum şu sıralar... Sarılarak ya da yollar aşarak değil bu veda;usulca el sallayıp geçmişe,yeni hayata açılan kapımdan içeriye adım atıyorum. 

Her son bir başlangıçmış,evet. Şimdi neyi bitirerek neye başlıyorum bilmiyorum ama gidiyorum işte,sonuna kadar aralanan o kapının önünde durmuş ardıma bakarak ilerliyorum eşiğe...

Yeni bir hikayeye başlarken nasıl da ağır basıyor korku denilen şey? Göğüs kafesine tonlarca yük biniyor sanki insanın,o an yaklaştıkça;göğüs kafesimdeki ağırlığın parçaladığı o sesi duyuyorum sanki! Sanki -yeniden oluşsun diye midir bilmem- söküp atılıyor içimde ne varsa. İçimde ne varsa bunca zaman sakladığım...yerinden bir bir çıkıp dışa dönüyor!

Bir yabancılık gelip yerleşiyor yüreğime... İnsan kendine yabancı olabilir mi böyle? 

Sonra bir mesaj; artık mutlu olmanı istiyorum diyor... Ve küçücük bedenimdeki kocaman yorgun yüreğim,bir eylül akşamı yatağına uzanıp uyumak istiyor o an. Annesi ve babası henüz ayrılmamışken...mutfaktan kek kokusu gelirken...aralanmış pencereden hafif bir esinti perdeyi kımıldatırken...ve zaman; hiçbir şeyi kirletmemişken!





devamını oku »

3 Çoktan Unuturdum..Ben Seni Çoktan!

10 Nisan 2015

Şarkılar dinleriz,bir söz söylemeye bile yorgun düştüğünde gönlümüz...Gönülde yatan anıları canlandırır çoğu zaman o şarkılar.Yaşanan onca şey gelir yerleşir bir nakarata ve yeniden can bulur o melodilerle.

Olmuştur hepimize böyle şeyler.Bir şarkı çalmaya başlar radyoda ve nasıl da tazelenir her şey teker teker...Şaşar aklımız,canımız yanar,dalıp gideriz aslında hep yakın olan uzaklara ve iki damla yaş süzülmeye başlar gözlerimizden.Bir yandan alıkoyamayız kendimizi unuttuğumuzu sandığımız şeyleri düşünmekten,bir yandan da kızarız ''nerden çıktı şimdi bu şarkı?'' diye.Ama kapatmayız ya da kısmayız sesini,uzanamaz elimiz o tuşa.Dinleriz dile gelen anıları,yaşarız en unutulası acıları!

İşte döndük yine en başa!Oysa unutmuştuk,bitmişti,kaybolup gitmişti her şey birer birer...Oysa gelmiyordu artık aklımıza,silinmişti hafızamızdan elinin yumuşaklığı,gözlerinin rengi,teninin o cennet kokusu.Oysa sevmiyorduk artık,kızgındık,kırgındık,çizmiştik üstünü kazırcasına.Oysa aklımıza bile gelmemeliydi artık,artık yanmamalıydı canımız...

Olmadı işte!Oldu sandığımız onca şey darmadağın oldu bir şarkıyla.Gitmemiş ki,saklanmış beynimizin en olur olmadık yerine ve en olmadık zamanda çıkmış karşımıza...

..............................

Sonra biter şarkı,telaşla silinir gözyaşları ve o saklandığı yere gider yerleşir yine onca şey!

Devam ederiz kaldığımız yerden,tekrar odaklanırız işimize,yine gireriz gündelik telaşların içine.

Peki bilin bakalım farkında bile olmadan ne söyler dilimiz?Biz farkında bile değilken çoktan yerleşmiştir o şarkı dilimize ve gün boyu mırıldanır dururuz habersizce...

Yani...Demem o ki ;

                        ''Çoktan unuturdum ben seni çoktan
                          Ah bu şarkıların gözü kör olsun...!''




devamını oku »

0 Yüzyılın Aşkları

7 Nisan 2015

Geçmişte okuduğum muhteşem bir kitaptan bahsetmek istiyorum size bu gece...Ve eğer okumadıysanız mutlaka okunulması gereken bir kitap.




Can Dündar-YÜZYILIN AŞKLARI


Hani hep derler ya ; nerede o eski aşklar diye..bu kitabı okuduktan sonra aşkın masumiyetine,çıkarsızlığına,dillere destan oluşuna,nasıl da yürekten samimi duruşuna daha çok inanacaksınız.Ve eminim şimdiki aşk dediğimiz şeye biraz da üzülerek utanarak bakacaksınız...
Bu kitapta geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran 10 aşk öyküsünü çok güzel bir dille anlatmış Can Dündar. Nazım Hikmet-Piraye aşkı, Mustafa Kemal ve Latife, Yüksel Menderes-İpek Kıramer,  Selahattin Pınar-Afife Jale, Adnan Menderes ve Ayhan Aydan, Melih Kibar-Çiğdem Talu gibi birkaç aşk daha..derinden yaşanan...izi kalan...
Hepsi gerçekten aşk kokan,hüzünlü,yaralı,sevdalı,fırtınalı aşklar..Şüphesiz aklımda en çok kalan Melih Kibar ve Çiğdem Talu aşkıydı.Çiğdem Talu 36 yaşında bir ingilizce öğretmeni,Melih Kibar 24 yaşında bir kimya mühendisi...ve tahmin ettiğiniz gibi bu iki önemli ismi buluşturan şey müzik oluyor ve birlikte yüzlerce şarkıya imza atıyorlar.Melih Kibar ilk gördüğü anda aşık olmamış ama ilk gördüğü andan itibaren hep büyük bir hayranlık duymuş Çiğdem Talu'ya.Bir röportajında :

''Bayılıyordum, çünkü çok eğlenceli bir insandı. Çiğdem için kullanabileceğim en büyük ifade " Herhalde bir tür kadın peygamber olsaydı Çiğdem olurdu " diye düşünüyorum. Bana " Senin başka parçaların yok mu? " dedi " var " dedim. ''İşte öyle bir şey''i yapmıştım onu çaldım. " Harika " dedi. Ufak bir teybi vardı, ona kaydetti. Ne yapacak diye baktım, " Üstüne söz yazacağım bunun " dedi. 1 gün sonra sözleri yazmıştı. Ertesi akşamüzeri uğradığımda, İşte öyle bir şey in sözlerini gördüm inanamadım.

Seni düşündüm dün akşam yine,
Sonsuz bir umut doldu içime,
Bir de kendimi düşündüm sonra
Bir garip duygu çöktü omzuma...


Sözler müziğin üstüne cuk oturdu derler ya, tam milimetrik oturmuştu her şeyiyle, güzel bir Türkçe, güzel bir anlatım, güzel bir konu. Ve şunun farkına vardım: Ben o besteyi neden yaptığımı hiçbir zaman bilmeden yapmış olmama rağmen, eğer ben söz yazmış olsaydım aynen o sözleri yazardım.''

diyor Melih Kibar...Hep büyük bir uyum içinde olmuşlar ve akıllarındaki tek soru işareti,aralarındaki yaş farkı olmuş.
Yine ikisinin imzasını taşıyan ''İçimdeki Fırtına'' şarkısının hikayesini mutlaka okumanız lazım...Bu olayı öyle güzel özetliyor ki Melih Kibar:
.....................................

Çiğdem Talu - Melih Kibar bir tesadüf değil. "İçimdeki Fırtına" da bir tesadüf değil. Bu müthiş bir şeydir. Ondan sonra Çiğdem'e telefon açtım, 8 saat 40 dakika bekledim telefonun başında, "Çiğdem" ... dedim."sen bu parçayı neden yaptığımı biliyor musun ?" Ağladık telefonda ondan sonra karşılıklı.. Bu, başka bir şeydir.. Allah insanlara bunu yaşatmalı; bu, çok özel bir şey. Ondan sonra herkes Çiğdem Talu - Melih Kibar olarak bizi görmeye başladı, Çiğdem dendiği zaman Melih, Melih dendiği zaman Çiğdem dik biz...


                            İşte böyle...uzayıp gidiyor bu güzel ve hayranlık veren hikaye!



Ve gün geliyor,onların da kapısını çalıyor ayrılık..2 ayrılık yaşıyor onlar;birincisi yaş farkıyla ilgili eleştirilerden sonra birlikte karar verdikleri ayrılık ve ikincisi ölümün getirdiği ayrılık!

Bir gün kanser olduğunu öğreniyor Çiğdem Talu,Melih Kibar'ı arıyor ve ''Ben kansermişim!'' diyor..İnanamıyor Melih Kibar,hep şaka gözüyle bakıyor,kabul etmek istemiyor,o hazin sonu düşünmekten kaçıyor hep,hep o güçlü gördüğü hayranlık duyduğu kadının bunu da çok çabuk atlatacağına inanıyor.Ama olmuyor işte,bu hastalığı yenemiyor ve geride aşkını,acısını,şarkılarını bırakıp gidiyor Çiğdem Talu.

Ve uzun bir sessizlikten sonra son bir beste yapıyor Melih Kibar : SESSİZ VEDA






devamını oku »

5 İyi Geçmez Bilirim...Dilerim Çabuk Geçer!

5 Nisan 2015

    


 Kelimelerin kifayetsiz kaldığı ne çok an vardır hayatımızda.Söyleyecek çok sözümüz vardır mesela ama içimizdekileri anlatmaya yetmez hiçbir kelime,hiçbir cümle...Avazımız çıktığı kadar bağırmak isteriz fakat çıkmaz sesimiz,soluğumuz.İşte böyle derin acıları vardır hepimizin ve öyle derindir ki; biz bile inemeyiz o derinliklere.

     Zaman alır götürür bütün iyi niyetleri ve umuda dair her şeyi.Ne varsa içimizde yaşanılası,zaman gelir geçer ve öldürür hepsini.Zordur nefes aldırabilmek bu devirde ''bir umut'' dediğimiz o heveslere...

     Kalp kırılır,can yanar,ruh yırtıp çıkmak ister bedenden!

     Ve hal böyleyken ; bir tek  ''iyi geceler'' kalır geriye! 
     İyi geceler....

     ''İyi geceler'' der ve gider herkes. Sahi; iyi geçer mi gerçekten,o geceler? Başımızı yastığa her koyduğumuzda bir bir gelmez mi her şey zihnimize? Düşünmek istemediğimiz, unutamaya çalıştığımız, yaşadığımız ve yaşamaktan deli gibi korktuğumuz eski-yeni her şey! Gelir yerleşir, capcanlı dikilir karşımıza. Bence bu yüzden uzundur geceler... Çünkü uzun uzun yaşatır bastırıp durduğumuz onca acıyı!

      Demem o ki ; iyi geceler der ve iyi geçmeyeceğini bilmeden gider herkes!

      Bir tek; belki aydınlatır diye yaktığımız lamba bilir o karanlıkta nasıl kaybolduğumuzu...           Bir tek ; telaşla açtığımız o pencere bilir nasıl nefessiz kaldığımızı... Ve bir tek ; her gece ıslanan o yastık bilir döktüğümüz göz yaşlarını...

      Acımız mı? Onu bir tek biz bilir biz yaşarız...
      Öyleyse ; size de iyi geceler! İyi geçmez bilirim ama dilerim çabuk geçer...

     

devamını oku »

0 Gönlüm; Sessizce Seviyor Artık Seni ...

3 Nisan 2015

        


  Susma sevgilim... Sen sustukça büyüyor içimdeki çığlıklar! Konuş anlat bana olan biten her şeyi. Benim kalmadı anlatacak hiçbir şeyim. Olan çok şey var fakat yüreğimi dolduran hiçbir şey yok kelimelere dökebileceğim.

          Gittiğin yerlerden bahset mesela... Sevinçle,heyecanla anlat. Resim çizermişçesine hareket etsin yine ellerin telaşla.

          Buralarda gökyüzü hep gri ve değmiyor tenime sevda güneşi. Ve söylediğin gibi; hava kararınca daha başka ve yalnız oluyor insan! Ben her gün daha başka ve yalnızım sevgilim. Hava hiç aydınlanmıyor, katran karası her taraf. Ve her taraf anılardan geçilmiyor. 






              Anılar... Nasıl da paramparça ve soluksuz bırakıyor insanı! O güzel günlerin bir daha asla yaşanmayacağını vururcasına yüzüne; her fırsatta, her şarkıda, her şehirde ve o kokuda... bıçak gibi saplanıyor göğsüme!

              Anılarla yaşamak yasak buralarda... Birlikte söylediğimiz o şarkılarda hatırlamak seni, kokun gelince burnuma; etrafıma bakıp seni aramak, sonu mutsuz biten bütün filmlerde ağlamak ve dayanamamak veda sahnelerine,adını ağzıma almak... Ve gelebilmek eski bir fotoğraf karesinde bile yan yana; YASAK! 


Fakat bilemez kimse, bunca yasağa inat seni nasıl gürültülü sevdiğimi... susarak!








devamını oku »

1 Aşka Veda

31 Mart 2015

         


Bana aşık değilmiş...Seviyormuş ama aşık değilmiş :) Hı bir de ''bizim de cezamız buymuş belki de''! 

          Peki ama neyin cezası,neyin bedeli bu? Bir daha aşık olamamak kadar,onu hissedememek kadar büyük ne yapmış olabilirim(iz)?

          Bugün ve aslında birçok gün bu sorularla doluydu beynim.Ne yapsam olmuyordu,sevdiğim ya da istediğim ne varsa denedim olmadı,olmadığı için bastırdım bu defa hiç olmadı...Ben inanılmaz duygusal bir kızım;sanırım annem bana hamileyken bütün duygularını zirvede yaşamış ve çokça da ağlamış :) 
          Gülüyorum...Bu satırları yazarken hem hızlı hızlı dökülüyor yaşlar gözlerimden,hem de gülümsüyorum.Sezen söylüyor bir yandan; ''ne kadar az yol almışım,ne kadar az yolun başındaymışım meğer..elimde yalandan kocaman rengarenk oyuncak zaferler!'' Ne kadar da doğru,zaten ne zaman öylesine konuşur ki Sezen?


         Onca düşüncenin,onca iç çekişin ardından ben de bugün ne kadar az yol aldığımı anladım!Kötü olan şeyse; o yolda yürüyecek gücüm yok artık benim...Yani nasıl söylesem; karnımda kelebekler uçuşmayacak artık örneğin,bir daha hiç deli gibi aşkla,heyecanla çarpmayacak kalbim,aşık bir adam aşkla dokunmayacak bana hiç,öpüp durmayacak ellerimi avuçlarımın içinden,alışkanlıkla değil de aşkla gelmeyecek evimize,teknolojiye inat cüzdanında durmayacak fotoğrafım,ekmek almaya inip elinde çiçeklerle dönmeyecek,herhangi bir günde beni nasıl mutlu edeceğini düşünmeyecek,kaybetmekten korkmayacak beni hiçbir zaman,büyütülmeyecek bir sorundan ötürü gittiğimizde hastaneye;gözlerindeki o korkuyu göremeyeceğim ve ağlamayacak gizli gizli ''ya ona bir şey olursa''deyip.Doğrusu hiç bir zaman ağlamayacak,benim için hiçbir zaman ve hiçbir sebepten ötürü süzülmeyecek yaş gözünden!Günlerce ya da haftalarca ayrı kaldığımızda özleyecek belki ama bir saniye bile ayrı kaldığımız zamanlarda özlemeyecek!Notlar yazmayacak,saçlarımı okşamayacak,şarkılar söylemeyecek,sımsıkı sarılıp uyumayacak,aşkla bakmayacak,kalbi atmayacak ve aşka düşmeyecek gönlü...Ve gönlüm ; aşka artık hiç düşmeyecek!

           Her şey yolunda sanacak babam ve annem çok ağlayacak,
              kızı hep kanayacak,
              kızı her sonbaharda toprak kokacak.

           Bilmeyecek kimse ve kimseler görmeyecek!Gönlüm düştüğünden bu yana aşka...bu sızı hiç geçmeyecek!
           
            




devamını oku »

1 Özleme Dair...

28 Mart 2015

        Kalbim ürkek bir güvercin şimdi..Nasıl da acıyla,korkuyla ve aşkla çarpıyor!Anılar çıkıyor birer birer saklandığı yerden.Kapatsam gözlerimi;her şey kaldığı yerden devam edecek sanki ve açsam sonra...ölüp gideceğim sanki bir akşam vakti.

         Sığınmak o yaşananlara;garip bir huzur verir bana hüzünle karışık.Tebessüm ederken yaşlar süzülür gözlerimden ve adını koyamam anılara duyduğum özlemin!Ben zaten geçmişime duyduğum özlemden büyük bir özlem tanımam,bilmem.Anlamsızdır yaşadığın herhangi bir anda,herhangi bir canlıyı ya da şehri özlemek.Asıl olan; artık yaşayamadığın anları,şehirleri,düşleri özlemektir.Özlemden arda kalan kavuşamamaktır artık bana göre,gidememektir o şehirlere;gitsen de bulamamaktır.

          

Öyle çok ki benim özlemlerim...Hayatın hiç acımadan ve daha çocukken almaya başladığı,sökercesine koparıp attığı öyle çok şey var ki! Bundandır içimin hep buruk oluşu.Bundandır yaşadığım her anı daha yaşarken özlemeye başlayışım.Bilirim çünkü;yarın,bugünü ne çok özleyeceğimi.

Dünlerim....düşlerim....Ne yapsam geri gelmeyenlerim! Bir ıslıktır şimdi söyleyip durduklarım.Eksik olan ne varsa kalsın öylece;yerinizi başka şeylerle doldurmaya çalışmak saçma,eksikliğiniz bile tam olanlardan fazla !





          
       

devamını oku »

8 Sevgilim...

27 Mart 2015

     Söyleyemem sevdaya dair sözler...Fakat belli ederim seni ne çok sevdiğimi.Unutmam örneğin sevdiğin yemekleri,bilirim en çok hangi çiçeği hangi-rengi sevdiğini,ben çayı severim en çok ama kahveye de alışırım;seninle olsun yeter ki!



   Gelirsin birgün eve,açarsın odanın kapısını;seni mutlu etsin diye aldığım kitapları görür atlarsın boynuma...Boynum;sen o güzel yüzünle doldurunca kazanır anlamını,vücudumda.
devamını oku »

2 Griden Arafa, Araftan Sana... Elveda!

26 Mart 2015

  Bugün veda zamanı ; iyi ya da kötü bir veda,yaşamadan bilemeyiz ama bugün sustuklarımız büyümeyecek içimizde!Ne varsa canımızı yakan ve bizi arafta bırakan....bugün hepsine veda zamanı!Şimdi çıkın o hiç çıkmak istemediğiniz yataklardan ve bir süre izleyin dışarıyı..gün ışığını..insanları..yaşadıklarınızı..yaşayamadıklarınızı...!




   Biliyorum çok savaştınız ve bu veda onca emeğe yazık edecek,verdiğiniz savaşı yenilgiyle sonuçlandıracak size göre.Ama inanın öyle değil;inanın kendi iç dünyanızda açtığınız yaralar kadar ağır değil kazanamadıklarınız ve inanın TEK TARAFLI BİR SAVAŞ OLMAZ ZATEN!Şimdi anlıyoruz ki kendimizle savaşmışız hep,hep tek başımıza çabalamış,onca yaraya bereye yok oluşlara vazgeçişlere rağmen hiç kimseye hiçbir şey anlatamamışız!İyisi mi kendi savaşımızı kaybetmeyelim bari...bir an önce barışalım kendimizle!Hatta özür dileyelim yaşattığımız ve yaşatmalarına izin verdiğimiz onca acıdan ötürü!
devamını oku »

1 Sesine Acı Değmiş Kadın...

24 Mart 2015

         Sesine acı değmiş bir kadın asla susmaz anlaşılmasın diye sızısı...En çok o konuşur,en güzel o cümle kurar,en güzel o eşlik eder şarkılara ve en güzel o atar şen kahkahalarını.

         Sesine acı değmiş bir kadın;kalan ömrünün üstüne çekmiş demektir silinmesi imkansız bir çizgi.Bu sebeptendir ki korkusuzdur,artık kaç tane varsa adına adam dediğimiz;asla duramaz karşısında ve en mühimi yüreğinin tam ortasında...


         Sesine acı değmişse bir kadının; kısılmaz sesi...ömründen kısar,hayallerinden kısar,düşlerinden kısar,yüreğinden kısar ama aksine daha güçlü çıkar sesi!

         Acının üstüne üstüne yürür,durmaz!Başkalarının yakmasına izin vermeden kendi kendine daha beter yakıverir canını,öyle bir yakar öyle bir kanatır ki o yarayı...''sakın!'' der, ''sakın dokunmasın bir başkası!''

devamını oku »

0 Senden Sonra

23 Mart 2015

           Sevdadan yana söylenen onca sözden sonra,bilirim yetmez hiçbir dilde hiçbir kelimem...Sana dair ne varsa aklımda sığmaz hiç bir anı,taşar çarpar her yana .Yürüdüğüm sokaklara,dinlediğim şarkılara,okuduğum kitaplara,izlediğim filmlere,dumanı tüten kahveme ve hatta izlediğim futbol maçlarına bile yansır,ne yapsam gelir de acıtıverir canımı.
           
           Bilirim kaç tane yol varsa sana uzanan,hiç biri getirmez bana seni!Koşa koşa da gitsem o yollardan,arabama da atlasam,uçaklara binip denizler okyanuslar da aşsam ve hatta kuş da olup uçsam...kırar o yokluk kanatlarımı,ne yaparsam yapayım bulamam seni!

devamını oku »

1 Ruhuma Dokunanlar

21 Mart 2015

          Bildiğimiz ne varsa susmak zorunda kaldığımız bir zamanda;içimize dönerek,dışımıza geçilmesi imkansız çizgiler çekerek yaşıyoruz.Dostlukların bile kirlenip çıkar ilişkilerine dayandığı,yaşanan aşkların;soyut olan o muhteşem hislerden sıyrılıp somut nesneler ve beklentiler haline dönüştüğü ve adına duygu dediğimiz ne varsa yok olmaya yüz tuttuğu bu dönemde neden hep eksik hissettiğimizi düşünmeye gerek yok sanırım.


          İş,para,yemek,gezmek,eğlenmek,teknoloji...ve daha bir sürü şey;gözümüzü ve zamanımızı doldurup ruhumuzu aç bırakan!

          İntiharlar,depresyonlar,hastalıklar,bunalımlar,davranış bozuklukları,maskeli suratlar,sahte tebessümler.....Bütün bunlar,varlığını unutup aç bıraktığımız ruhumuzun dışa vurumu ve hatta çığlığı.Kendimizi sevmeye başlamadan,çevremizdekilerden sevgi dileniyoruz.En büyük değeri kendimize vermeden,değer görmeye yelteniyoruz.Sonrasında sevilsek de,değer de görsek yetinemiyoruz.İçimizde tarif edemediğimiz ve ne yapsak dolduramadığımız bir boşlukla kalakalıyoruz hep.

devamını oku »

0 Bir Akşam Üstü...

18 Mart 2015

         Yaşattığı onca kötü andan,onca canımı yakan olaylardan sonra çok denedim şansımı,bu hayatla barışabilmek adına...Ve ne zaman adım atsam ona,daha beterini çıkarıp karşıma ''Dur!'' dedi bana.Neyin bedelini ödediğime anlam veremeden durdum hep,artık adım atmak değil;geri dönüp gitmek istedim koşar adımlarla...
        
          Şimdilerde soruyorum kendime;bu acımasız,bencil hayatın neresindeyim diye.Düşlerimi aldığı ve o acı gerçeklerle baş başa bıraktığı zamandan bu yana hiç geçmeyen ve geçmeyeceğini bildiğim bir sızı var içimde!

devamını oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...